UNUTMADIK YİĞİDİM


Seyfi KORKMAZ

E-Posta :
Okunma Sayısı : 690
Tarihi : 19 Ağustos 2017 - 01:12

O günün akşamında içinde bir sıkıntı ve belirsizlik vardı. Beyni çok yoğun düşünceler içerisinde  kendi kendiyle mücadele ediyordu.  Belli ki yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Hele hele biraz önce televizyondan son dakika haberlerinde bir kısım askerin Boğaz köprüsünü durup dururken trafiğe kapatmalarına bir anlam veremiyordu. Rutin bir uygulama olamazdı. Çünkü orada trafik ekipleri yoktu. Eğer düşündüğü gibiyse durum hiç iç açıcı değildi. Nasıl olurdu? Hani bu vatanın birliği, beraberliği ve bütünlüğü için Kuran’a, bayrağa, silaha namus ve şerefimiz üzerine yemin etmiştik diye içinden geçirdi. Bunu ancak ve ancak bu tür kavramlardan yoksun vatan hainleri yapar diyerek kendi kendine söyleniyordu. Bu sıkıntılı düşüncelerin içerisinde debelenirken amansız ve telaşlı bir şekilde çalan telefonun sesiyle kendine geldi. Kafasındaki soru işaretlerine bir an önce cevap alabilmek umuduyla hızlı bir şekilde telefonu kulağına götürdü. Karşıdaki ses yabancı değildi. Çok sevdiği ve saydığı, kendilerinden hiçbir zaman baba şefkatini esirgemeyen özel kuvvetler komutanı Zekai Aksakallı paşa telefonun diğer ucunda idi.

    --Astsubay kıdemli başçavuş Ömer Halisdemir emredin komutanım.

    --Orada durum nasıl evladım, var mı bir sıkıntı?

    --Şimdilik bir sıkıntı gözükmüyor komutanım. Fakat haberlerde izlediklerime bir anlam veremedim.

     Ömer başçavuş bunu söylerken aslında anlamak istediği o çok sevdiği komutanının hangi safta yer aldığını bir an önce öğrenmek arzusunda idi. inşaAllah düşündüğüm gibidir. Çünkü benim tanıdığım komutanım asla ve kesinlikle  vatan hainleriyle bir hareket etmez diye düşünüyordu. Komutanından aldığı cevap düşünceleriyle aynı doğrultuda idi. Biraz olsun yüreği ferahlamıştı.

    --Haberlerde izlediklerin doğrudur evladım. Bir avuç şerefsiz vatan haininin darbe kalkışması ile karşı karşıyayız. Çok dikkatli olmalısın oğlum.

    --Başüstüne komutanım.

    --Bak evladım şimdi beni iyi dinle. Semih Terzi’nin Doğu bölgesinden geldiğini öğrendik. Oraya geleceğini tahmin ediyoruz. O bir vatan hainidir ve bu kalkışmanın içerisindedir. Onun orada kontrolü ele geçirmeden öldürülmesi gerekiyor. Sana milletimiz ve devletimiz adına bu kutsal vazifeyi veriyorum.

    --Emredersiniz komutanım.

    --Yalnız evladım, bu işin içinde şehadet var. Onun için hakkını helal et.

    --Helal olsun komutanım. Sizde hakkınızı helal ediniz.

    --Helal olsun evladım.

     Son sözü söylerken duygulanmıştı. Telefonu kapatırken gözünden akan birkaç damla yaşa engel olamamıştı Zekai paşa.

     Değerli okurlarımız; işte 15 Temmuz 2016 da bir avuç i….nin yapmaya çalıştığı ve sonucunda ülkenin iç karışıklığa ve kaosa sürükleneceği sütü bozuk bir darbe kalkışmasının gidişatını değiştiren, tersine döndüren tarihi olay bu duygu yüklü, emir komuta zinciri ve disiplini içerisinde geçen konuşmanın detaylarında gizlidir.

     Bir tarafta, yetiştirdiği askerini verdiği emri ölümü pahasına gerçekleştirecek kadar iyi tanıyan vatan, millet, bayrak ve mukaddesat aşığı bir komutan, diğer tarafta ise aldığı emri ölümü pahasına da olsa gerçekleştirecek kadar iyi yetişmiş vatan, millet, bayrak ve mukaddesat aşığı bir asker. O, emredersiniz komutanım derken düşünmedi arkada bıraktıklarını. O emrin sonunda şehadet olduğunu çok iyi biliyordu. Gözünün önüne annesi, babası, eşi ve iki evladı geldi. Duygulandı, hüzünlendi. Fakat vatanı, bayrağı, mukaddesatı ve bu aziz milleti her şeyden önde tutacak kadar iyi ve kaliteli yetişmişlerdi. Eğer kendisi şehit düşecek olursa bu kadim milletin, geride bıraktığı emanetlerine sahip çıkacaklarını çok iyi biliyordu. Onun için emre itaat gerekliydi. Eğer emir düşerse bayrak düşerdi, vatan düşerdi. Bu sebeple düşünmedi ve geriye bakmadı. O emredersiniz komutanım derken şehadeti seçti ve verilen emri en güzel şekilde yerine getirdi. Milli şairimiz M. Akif Ersoy’un Çanakkale şehitlerine ithafen yazdığı şiirinde;

    --Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi

    --Bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi.      Sözleriyle sanki Ömer başçavuşu da unutmamıştı. Ruhun şad olsun yiğidim. Bütün bir ülke gençliğine örnek oldun. İnsanlar sana ve şehadetine gıpta ile bakıyorlar. Seninle beraber bu vatanı, bu bayrağı, bu milleti, mukaddesatı ve bunların uğruna olacak şehadeti bir kere daha sevdik. Onun için unutmadık ve unutamazdık elbet. Çünkü o gün söz verdik. Unutursak kalbimiz kurusun dedik. Rabbim bizleri unutanlardan eylemesin. O gün bu milletin evlatlarının üzerine bu milletin parasıyla, puluyla alınan F16 larla, helikopterlerle, tanklarla, toplarla, tüfenklerle bomba, füze ve kurşun atanları, bu milletin evladı olan askerlere  yine milletin üzerine ateş emri veren komutanları, bunların iç ve dış işbirlikçileri ile içteki sempatizanlarını bu aziz millet unutmayacaktır. Ve bu kadar kahpeliğe, vatan hainliğine karşı canları pahasına kahramanca, destan yazarcasına direnen Ömer Halisdemir gibi kahramanları ve bu gazi milleti tarih her zaman hayırla yad edecektir.

     Değerli okurlarımız; bu yazımı, bu ülkenin, bu vatanın, bu milletin kurtuluşunda ve selamete ermesinde büyük payı olan şehit astsubay kıdemli başçavuş Ömer Halisdemir’e  ve onun nezdinde bütün ülke halkına ithafen yazıyorum.

       Kıymetli okurlarımız; yazıma son vermeden önce burada şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Eğer Allah korusun o akşam tam tersi bir durum olsaydı, bugün her şeyi unutmuşçasına, bu iktidardan makam, mevki  ve rant devşirmek isteyen ve ayçiçeği gibi güneş ne tarafa bakarsa o tarafa yönelen aklı evvelleri, akbaba sürülerini tasavvur edebiliyormuyuz. Onun için kimse masum değildir ve masum ayağına da yatmasın. Bu örgütü kırk senedir bizler besleyip büyütmedik. Bu ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı 17 – 25 aralıktan sonra bas bas bağırmadı mı? Bunlar cemaat değil, terör örgütüdür ve bunları yönetenler küresel terör örgütleridir demediler mi? Buna rağmen inadına bu terör örgütünü destekleyeceksin bu gün de masum rolüne yatıp makam ve mevki bekleyeceksin. Yok öyle bir dünya. Herkes yaptıklarının hesabını bu dünyada ve ahirette hak sahibine verecektir.

     Değerli okurlarımız; 15 Temmuz bu milletin huzuruna, istikrarına, birliğine, beraberliğine, bayrağına, namusuna, Cumhurbaşkanına, başbakanına ve Ak Parti iktidarına yapılmış bir hamledir. Terör örgütü mensuplarıyla mücadele etmek sadece bu milletin değil aynı zamanda Ak Parti davasına gönül veren en küçük üyesinden tut da vekillerimize kadar herkesin öncelikli görevi olmalıdır diye düşünüyorum. Senin Cumhurbaşkanının, genel başkanının, başbakanının canlarına kastedilecek, senin hükümetinin namusuna kastedilecek, sende bana değmeyen yılan bin yaşasın diyeceksin. Eğer etkili ve yetkili bir makamda isen üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getireceksin. Bu ülkenin savcısı, hakimi var, gitsin bulsun diyerek işi savsaklamak ve sorumluluğu başından atmaya kalkmak işin en kolay tarafı olsa gerekir. Değerli kardeşlerim, kıymetli okurlarım bu ülkeye ve bu aziz millete minnet borcumuzun, namus borcumuzun  olduğunu unutmayalım. Çünkü o gece namlunun önüne öncelikle bu kadim ve aziz millet çıkmıştır. Ve onlar arkalarına bakmadan  şehadeti seçmişlerdir. Onların şehadeti seçtikleri yerde bizlerin makam, mevki, kanki ve rant hesabımız olamaz diye düşünüyorum. Bu vesileyle FETÖ ile mücadelede birinci dereceden sorumlu olan şahısları bu konuda daha dikkatli, daha uyanık, daha mücadeleci olmaya ve bu millete olan sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum.

Hamd Olsun Alemlerin Rabbi Olan ALLAH’a   

YORUM EKLE

İsminiz

 

Mail Adresiniz

   

Yorum

 

YORUMLAR

    Yazan : AYNUR ÖZER 30.9.2017 / 03:56
    Çanakkale Destanı gibi 15 Temmuz Destanını yazan tüm vatan evlâtlarına SELÂM OLSUN Bu uğurda gözünü kırpmadan canını ortaya koyup şehâdet şerbetini içen şehidlerimize s SELÂM OLSUN 15 Temmuz Gecesini doğru yorumlayan ve kalemini milletimizin birlik beraberliği için konuşturan tüm yazarlarlarımıza SELÂM OLSUN.