YAYLALAR, HAYVANCILIK, LAVANTA ve ARICILIK


Doğa EKER

E-Posta :
Okunma Sayısı : 1562
Tarihi : 01 Ekim 2015 - 09:17

Güzel bir geziydi… Okul, ders, sınav, kitaplar,projeler derkenbiz öğrenciler olarak kışın nefes alacak zamanımız kalmıyor. Okul bitene kadar olan dönemde biz zaten bitmiş tükenmiş oluyoruz.  Yaz gelse de özgür olsam diye tatili bekliyorum.

Tatil benim için okul kadar önemli. Gideceğim noktaları araştırma konuma uygun olarak önceden kendim özenle seçerek tespit ederim.  O noktalardaki amacımı aileme anlatırım onlar konuya uygun ilişkilerimi düzenler her türlü güvenliğim, teknik donanımlarım sağlanır zamanı gelince yola çıkarız.

         Ben çok fazla kameralarla İç içe olduğumdan gittiğim bütün yerlerde görsel kayıt cihazlarına görüntü alarak, bölgesel farklılıkları, sebeplerini, halkın bulduğu çözümlerini arşivimde biriktirmek, yerel yöneticileri bilgilendirmek, çekilen görüntüleri haberleştirmek doğruları ve güzellikleri belgeselleriyle kamuoyuna duyurmak ülkemizin her karışını tanımak bilmek istiyorum.

         4 yılda ülkemizin 4/3 nü gezdim. Trakya ve doğu illerimiz kaldı. Gittiğim her il, ilçe ve köylerde misafiri olduğum güzel insanlarla buluştum.  Bana o kadar yakın davrandılar ki, yemeklerini yedim, sularını içtim, mis gibi sabun kokulu yataklarında uyudum onlarla bütünleşerek, ülkemin her yerinde büyük ailesi olan şanslı bireylerden biri oluverdim.

         Ayrılırken sanki onlardan biriymişim gibi karşılıklı hüzünleri yaşadık. Bugün o insanların tamamıyla görüşüyorum ve benim onlara olan insanlık borcumu da asla unutmayacağım. Tatil bitince geriye kalan zamanlarda büyük bir kadroyla da kitaplar yazıyorum. “FERİDE”, “BAĞIMLILIKLAR AİLEDE BAŞLAR”, “TÜRKİYEDE ÇOCUK OLMAK” Bunlar biten kitaplarım. “CEHALETİN TARİHÇESİ” ise yazım aşamasında.

         Bu gezide kitaplarımla ilgili de araştırmalarım oldu. Kitaplar basılmadan önce yazdıklarımın, çizdiğim karakterlerin doğruluğunu yerinde görüp tahlillerini yapıyorum. Bu gözlemlerimi kitaplarıma yansıtıyorum.  Dört kitabımı da 2016 Haziran ayında okuyucusu ile buluşturacağım. Ve 2016 yılı tatilindeki gezi planlarım oluşmaya başladı. Haziran'da Kahramanmaraş, Afşin, Arıtaş Kasabasının yaylasında, Temmuz ortasında Isparta'nın Kuyucak köyünde ve Afyonkarahisar’da olacağım. Kahramanmaraş,  Afşin, Arıtaş Kasabasının yaylasındaon binlerce kuzulu koyun varmış. Tamda ülkemin ihtiyacı olan hayvancılıktaki başarının olduğu yer.

         Binlerce koyun demek köyden şehirlere göçün engellenmesi demek. Binlerce koyun demek hayvancılıkta devrim demek. Herkes hayvancılıktan zarar ederken Afşin, Arıtaş Kasabası’nda hayvancılık nasıl kar ediyor.  Hangi doğrular yapılıyor ki hayvancılık başarılı bir noktaya ulaşmış. Bunun sırrı nedir.  Bir hafta oradaki yaylacılık kurallarında yaşayan halkla birlikte kameraların karsısında onlar gibi yaşayacağım.

         Bütün sorularımın cevabını alacağım.

Bütün bunları, büyük ülkemin insanlarının, duymasını, görmesini, tartışmasını ve uygulamasını görmek istiyorum. Eğer bu gezim amacına ulaşmasındabenimde bir parçacık olsun katkım olursa bunu başarı sayarım.

         Arıtaş Kasabası'nın yaylasında binlerce koyun varken, Kanal 60 televizyonu ile birlikte yaptığımız araştırmada; Tokat’ımızın İskesur, Düden,Karacam ve özellikle Perşembe yaylasında neden hayvancılık bu kadar yaygın değil…

         Yaylanın anlamı "yaylak"tan gelmiştir. Yaylak hayvanların otlandığı meralardır.

Günümüzde daha çok Karadeniz bölgemizde yaylacılık daha çok serin doğa havası almak için şehirlilerin betonlaştırdığı sıcak yaz günlerinde gidilen yerler haline gelmiştir.

         Hatipli yaylasında Bld. Bşk. Şemsettin Bey ve kasabanın ileri gelenlerinden insanlarla yaylacılığı konuştuk. Dediler ki eskiden binlerce küçükbaş, büyükbaş hayvanlarımız vardı. Bu gördüğünüz meralara sığmazdık,mera kavgaları çıkardı ve o kavgalarda iki kişinin de ölümüne şahit olduk.

Bugünse meralarımız bomboş… Arıtaş Kasabası'nın yaylasından binlerce koyunla hayvancılık zirveye çıkmış Tokat yaylalarında hayvancılık yerini betonlaşmaya bırakmış.

         Bir başka örnek daha vermek istiyorum. 2016 Temmuz ayında Isparta'nın Kuyucak köyünde konaklayacağım. Bu köyümüzün bilinen özelliği deTürkiye lavanta üretiminin yüzde 93'ünü tek başına karşılamasıdır. Lavanta kırsal alanda yetişen ve susuz tarıma en büyük alternatif olan bir bitkidir.Heriklim şartlarında yetişebiliyor. Bir kere bu bitkiyi diktiniz mi 50 yıla varan uzunlukta bir hasat alıyorsunuz. Bakımı kolay üretimi kolay her yaş gurubunun yapabileceği bir tarım ürünüdür.

Bu bitkinin olduğu yerde arıcılıkta en üst seviyeye ulaşmaktadır.

         Bu sene Burdur’a bu bitkinin tanıtımı için gittim. Günlerce bu bitkinin dikildiği alanlarda incelemeler çekimler yaptım. Bunları zamanı gelince izleyeceksiniz.

 

         Bu bitkinin tanıtımı için Başçiftlik Bld. Bşk. Murat Tuncel’le 15 dönümlük bir alanda üretip çiftçiye tanıtımını yapmayı planladık bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor.

Bir başka konuda buluşmak üzere hoşça kalın. Yaşamınız istediğiniz özgürlükte ve gönlünüzce olsun.

YORUM EKLE

İsminiz

 

Mail Adresiniz

   

Yorum

 

YORUMLAR

  • Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı.

GÜNLÜK CANİK GAZETESİ

ÇOK OKUNANLAR